Çocuk için aile sofrası sadece karın doyurulan bir yer midir yoksa adalet, aidiyet ve değerlerin görünmez biçimde paylaşıldığı sıcacık bir sahne mi?
2015 yılında vizyona giren, Caner Alper ve Mehmet Binay’ın yönetmenliğini yaptığı, gerçek bir hikâyeden esinlenilerek ortaya çıkarılan Çekmeceler filminde bir sahne vardı. Kadının “Bizim evde tavuk piştiği zaman abimler butları, annemle babam da göğüsleri yerdi. Ben o evde yaşadığım yirmi iki yıl boyunca sadece kanat yedim. Değersizlik nedir sen biliyor musun acaba?” dediği sahne ile birlikte değersizlik anıları tetiklenerek travmaları canlanan kimbilir ne çok insan oldu.
Erken yaşlarda çocuk henüz bilişsel olarak olayları karmaşık neden-sonuç ilişkileriyle değerlendiremez. Bu yüzden başkalarının tutumlarını doğrudan kendi değeriyle ilişkilendirme eğilimindedir. Örneğin: “bana hep az yemek veriliyorsa, demek ki o kadar değerli değilim.” gibi düşünce içselleştirilebilir ve sonra hep bunun izlerini sürer.
Alfred Adler’in hatalı yorumlama dediği bu süreçte, çocuk yaşadığı durumları gerçeklikten çok kendi algısına göre anlamlandırır. Bu durum kendilik algısında çarpıtmalara yol açabilir. Kendilik değeri, bu hatalı çıkarımlar üzerinden inşa edilir ve zamanla içselleştirilmiş bir aşağılık duygusuna dönüşebilir.
Bu tür mikro düzeydeki öğrenme deneyimleri, çocuğun zihninde tekrar eden düşünce kalıplarına yani şemalara dönüşür. Değersizlik şeması da bunlardan biridir.
Büyük çocuklar, ailede kendilerinden sonra gelenler yüzünden bazen görünmez hissettikleri için daha kırılgan, onay arayan ve dikkat çekmeye eğilimli bir kişilik geliştirebilirler. Büyük olan çocuk için sofra gibi sıradan bir an bile, aile içindeki sevgi ve değer paylaşımının sembolik bir ölçütüne dönüşür.
Ailece sofraya oturmak, birlikte yenen yemekler, aile olmanın keyifli ve öğretici bir alanı olmalıdır. Araştırmalar, çocukların zihinsel gelişimi, duygusal dengesi, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmesi, sosyal beceriler geliştirmesi ve aile üyelerinin iletişimlerini güçlendirmesinde birlikte yenen aile yemeklerinin güzel bir fırsat olduğunu gösteriyor. Nasıl mı?
- Yemek sırasında bir arada olmak, birbirine eşlik etmek ve hatta birbirinin yemek masasına oturmasını beklemek, aidiyet ve karşılıklı güven duygusunu besler
- Ebeveynler ya da varsa geniş aile üyeleri çocuklara masa adabı ve sağlıklı yemek seçimleri konusunda model olma fırsatı bulurlar
- Birbirlerini saygı ile dinleme ve fikirlerini ifade etme davranışlarını gözlemleyerek iletişim becerileri güçlenir
- Aile ve toplum değerlerinin konuşulması ile öğretme fırsatları yaratılır
- Yemek için alışveriş, hazırlık, masa hazırlama, servis etme, masayı toplama gibi görevler verilerek sorumluluk, işbirliği ve paylaşma duygusu gelişir
- Gazete, cep telefonu, tablet, televizyon gibi kitle iletişim araçlarından uzak durularak birlikte vakit geçirmek yakınlaşmayı arttırır.
- Ve bana göre en önemlisi adalet kavramının tohumlarının atıldığı bir paylaşım alanıdır.
(Çift-Aile-Çocuk ve Ergen Sorunları)