“Anne, canım çok sıkılıyor!”, “Baba, yapacak hiçbir şey yok!”… Bu cümleler size tanıdık geliyor mu? Çocuk gelişimi sürecinde ebeveynler, bu sesleri duyduğu an bir “eğlence organize etme sorumlusu” gibi hissedip hemen bir çözüm üretmek için yarışıyor. Oysa çocuklarda hayal gücü ve özgün yaratıcılık becerileri, tam da bu boşluk anlarında filizlenir. Doğru ebeveynlik stratejileri uygulamak adına, o kumandaya veya boya kalemine uzanmadan önce bir nefes alın. Çünkü çocuklarda sıkılma, aslında zihinsel potansiyelinin doğum sancısıdır.
Çocuklarda Sıkılma Kriz Değil, Hayal Gücü ve Yaratıcılık için Fırsattır
Biz ebeveynler, çocuğumuzun boş kalmasını bir eksiklik, bir mutsuzluk belirtisi sanıyoruz. Oysa modern pedagoji tam tersini söylüyor: Sürekli uyarılma, yaratıcılığı öldürür. Her anı planlanmış, her dakikası kurslarla veya ekranla doldurulmuş bir çocuğun, kendi iç dünyasını keşfedecek vakti kalmaz. Sıkıntı, zihnin dışarıdan beslenmeyi bırakıp “kendi içinde ne var?” diye bakmaya başladığı o sihirli boşluktur.
Bir Hikaye: “Sıkıntıdan Doğan Kale”
Geçenlerde online terapi yaptığım bir danışanım anlattı: 7 yaşındaki oğlu yağmurlu bir günde evde “Sıkıldım” diye sızlanıp duruyormuş. Annesi, her zamanki suçluluk duygusuyla oyun kurmak yerine bu kez sadece, “Sıkılmak iyidir tatlım, bakalım aklına ne gelecek?” demiş ve mutfağa geçmiş.
Önce bir süre sessizlik olmuş. Sonra evden sürükleme sesleri gelmeye başlamış. Yarım saat sonra mutfağa gittiğinde manzara şuymuş: Salondaki tüm yastıklar toplanmış, sandalyeler ters çevrilmiş, üzerine eski bir çarşaf gerilmiş… O “canı sıkılan” çocuk, kendine devasa bir “ejderha kalesi” kurmuş! İçeride de peluş oyuncaklarına gizli görevler veriyormuş.
Eğer annesi o an “Hadi gel yapboz yapalım” deseydi, o ejderha kalesi asla inşa edilmeyecekti.
Çocuğun Elinden Neleri Alıyoruz?
Her sıkıldığında ona bir çözüm (oyuncak, tablet, etkinlik) sunduğumuzda, farkında olmadan şu becerilerini köreltiyoruz:
- Kendi Kendine Yetme: Mutluluğu hep dışarıdan (bir nesneden veya kişiden) beklemeye alışıyor.
- Problem Çözme: “Boş zamanımı nasıl değerlendiririm?” sorusu, bir çocuğun hayat boyu çözeceği en temel problemdir. Bu hakkı ondan almayın.
- Odaklanma: Sürekli yeni bir uyaranla beslenen beyin, tek bir işe uzun süre odaklanma yetisini kaybediyor.
Ne Yapmalı? (Pratik Öneriler)
- Malzeme Verin, Komut Vermeyin: Evde bir köşede kutular, ipler, eski dergiler veya mandallar olsun. Ama onlarla ne yapacağını söylemeyin. Bırakın o keşfetsin.
- Suçluluk Duymayı Bırakın: Çocuğunuz sıkılıyorsa bu sizin “kötü ebeveyn” olduğunuzu değil, ona alan açtığınızı gösterir.
- Hemen Yanıt Vermeyin: “Canım sıkılıyor” dediğinde, “Birazdan geçer, eminim harika bir fikir bulacaksın” deyip kendi işinize devam edin.
Son Söz: Newton ve Elma Ağacı
Unutmayın, Isaac Newton bahçede “sıkıntıdan” boş boş otururken kafasına elma düştüğü için kütleçekimini keşfetti. Elinde bir tablet olsaydı, o elmayı muhtemelen fark etmeyecekti bile!
Çocuğunuza verebileceğiniz en büyük güç, kendi dünyasını kurma yeteneğidir. Bunun yolu da bazen sadece tavana bakıp hayal kurmaktan geçer.
Bırakın sıkılsınlar. En güzel oyunlar, o sıkıntıdan doğacak.
Uzman Psikolog ( Yetişkin-Çift-Aile-Çocuk ve Ergen Sorunları)